Günah olan sözleri konuşmak, dilin afetlerinden birisidir, insan için günahın içinde kalmak, günahı savunmak çok zararlı, çirkin ve Allah-u Zülcelal’in rızasına giden cennet yolunun Üzerinde bulunan bir engeldir. Bu hal, kadınların durumlarım, içki meclislerini, fasık kimselerin hallerini, zalimlerin çirkin hareketlerini konuşmaktır. Bu gibi konuşmalar haramdır.
Allah-u Zülcelal bu konuşmaların ne kadar çirkin olduğunu ve sahibini ne kadar perişan ettiğini beyan ederek, bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur; “O, kitapta şöyle indirmişti: Allah’ın ayetlerini inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini İşittiğiniz zaman, onlar başka bir söze dalıncaya kadar kâfirlerle birlikte oturmayın. Yoksa sizde onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, cehennemde münafıkları ve kâfirleri bir araya toplayacaktır,”(Nisa; 140)
Allah-u Zülcelal’in yasaklamış olduğu ve yapılmasından dolayı gazaba geldiği işleri yapan veya sözleri konuşan kimselerin bu hallerini veya davranışlarını gördüğümüz zaman, onlardan uzak durmamız lazımdır. Yoksa ayet-1 kerimede buyrulduğu gibi, bizde onlardan oluruz, neuzübillah.
İnsan Allah-u Zülcelal’in yasaklamış olduğu işleri yapan kimselerden uzak durmalı ve kalben onlara buğzetmelidir. Rivayet edilmiştir ki; Allah-u Zülcelal Yuşa aleyhisselama şöyle bildirdi; “Senin kavminin iyi kimselerinden kırk bin, kötü kimselerinden de altmış bin kişiyi helak edeceğim.” Bunun üzerine Yuşa aley- hisselam; “Ya Rabbil İyi kimseleri niçin helak edeceksin?” diye sordu. Allah-u Zülcelal şöyle buyurdu; “Onlar benim buğzettiğim şeylere buğzetmeyip, kötülerle birlikte oturur, yer içerlerdi.”
Demekki Allah-u Zülcelal’in buğzetmiş olduğu şeyleri yapanları gördüğümüz zaman onlardan uzak durmamız lazımdır. Eğer biz de onlarla yaptıkları işlerde birlikte olursak, Allah-u Zülcelal’in gazabı bizim üzerimizde gelebilir. Onun için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bir hadis-i şeriflerinde; “Kıyamet gününde insanların yükü en fazla olanı, günaha en çok dalanlarıdır.” (İbn-iEbid Dünya) buyurmuştur.
Burada şunu belirtmekte fayda vardır. Günümüzde günahlar çoğalmışür. Ve insanlar sanki denizin içine girmiş gibi, günahların içindedirler. Bu da Allah-u Zülcelal’in emir ve nehiylerini bilmedikleri ve şeytanın ve nefsin oyunlarına mağlup oldukları içindir.
Bu Mümin kardeşlerimizin içinde bulundukları bu gaflet ve günah denizinden kurtulup, tevbe ederek Allah-u Zülcelal’in yoluna dönmeleri için onların yanlarına gidip, sohbet ve nasihat etmek güzel bir davranıştır.
Belki böylelikle o kimseler, bu günahları terkederek tevbe ederler. O zaman bu tevbe sebebiyle, Allah-u Zülcelal hem onları, hem de bizi affedebilir. Nitekim Hasan-i Basri rahmetullahi aleyhi şöyle demiştir; “Ben bir gün, bir mecliste sohbet ediyordum. Sohbetin sonunda; “Ya Rabbi! İçimizde günahı en çok olanı, gözleri en kuru ve kalbi en katı olanı affet” diye dua ettim. Bir genç ayağa kalktı ve; “Ya şeyh! İçinizde gözleri en kuru, kalbi en katı ve günahı en çok olan benim. Bu duayı bir daha yap” dedi. Ben de bir daha dua ettim. O gece rüyamda bana şöyle ilham olundu: “Ya Haşan! Sen benimle bir kulumun arasım düzelttin. Onun için o genci, o mecliste bulunanları ve seni affettim.”
İşte, insanların günahlardan uzaklaşıp, Allah-u Zülcelal’e dönmeleri böyle kıymetlidir. Onun için daima günahların üzerinde devam ederlerse onların bulundukları yeri terketmemiz daha iyidir. Çünkü bu kimseler, yanlış olduğunu bildikleri halde bu yolda bilerek ve şeytanın hilelerine aldanarak yürümektedirler.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bir hadis-i şeriflerinde; “Herkim bildiği halde günah olan bir şeyi savunursa, günahlardan uzaklaşıncaya kadar, Allah’ın gazabı üzerine gelir. ” (Ebu Davut) buyurmuştur.
Bile, bile günahların Üzerinde bulunan kimseler, kıyamet gününde perişan olacaklardır. Allah-u Zülcelal böyle kimseler hakkında şöyle buyurmuştur; “Derler ki; ‘Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksulu doyurmuyorduk. Biz de günahların içine dalanlarla, (günahlara) dalar giderdik.” (Müddesir, 43-45)
Netice olarak, buraya kadar anlattıklarımızdan günah olan işlerin cennet yolunun üzerinde bir engel olduğu, günahlardan muhafaza olmanın ise, cennet yolunun üzerinde insan için bir rehber olduğu anlaşıldı.
Bunlara bakarak Allah-u Zülcelal’in rızasına giden cennet yolunun üzerindeki bu günahların içine girme engelinden kendimizi kurtarıp, günah olan işleri yapan kimseleri bu davranışlarından çevirip tevbe etmeleri için çaba göstermemiz lazımdır.
Bu da ancak daima Allah-u Zülcelal*den, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemden ve Sadat-ı Kiram’dan bahsedip; Allah-u Zülcelal’in emir ve nehiylerini yerine getirerek, taat ve ibadetle, zikirle ve İslâm hizmeti ile meşgul olmakla mümkündür.
KAYNAK: Cennet Yolunun Rehberi /Seyda Muhammed Konyevi