Ana Sayfa / AZALARIN AFETLERİ / GÜNAHA DALMAK

GÜNAHA DALMAK

günah

Günah olan sözleri konuşmak, dilin afetlerinden birisidir, insan için günahın içinde kalmak, günahı savunmak çok zararlı, çirkin ve Allah-u Zülcelal’in rızasına giden cennet yolunun Üze­rinde bulunan bir engeldir. Bu hal, kadınların durumlarım, içki meclislerini, fasık kimselerin hallerini, zalimlerin çirkin hareket­lerini konuşmaktır. Bu gibi konuşmalar haramdır.

Allah-u Zülcelal bu konuşmaların ne kadar çirkin olduğunu ve sahibini ne kadar perişan ettiğini beyan ederek, bir ayet-i kerimede  şöyle buyurmuştur; “O, kitapta şöyle indirmişti: Allah’ın ayetlerini inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini İşittiğiniz zaman, onlar başka bir söze dalıncaya kadar kâfirlerle birlik­te oturmayın. Yoksa sizde onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, cehennemde münafıkları ve kâfirleri bir araya toplayacaktır,”(Nisa; 140)

Allah-u Zülcelal’in yasaklamış olduğu ve yapılmasından dola­yı gazaba geldiği işleri yapan veya sözleri konuşan kimselerin bu hallerini veya davranışlarını gördüğümüz zaman, onlardan uzak durmamız lazımdır. Yoksa ayet-1 kerimede buyrulduğu gibi, bizde onlardan oluruz, neuzübillah.

İnsan Allah-u Zülcelal’in yasaklamış olduğu işleri yapan kim­selerden uzak durmalı ve kalben onlara buğzetmelidir. Rivayet edilmiştir ki; Allah-u Zülcelal Yuşa aleyhisselama şöyle bildirdi; “Senin kavminin iyi kimselerinden kırk bin, kötü kimselerinden de altmış bin kişiyi helak edeceğim.” Bunun üzerine Yuşa aley- hisselam; “Ya Rabbil İyi kimseleri niçin helak edeceksin?” diye sordu. Allah-u Zülcelal şöyle buyurdu; “Onlar benim buğzettiğim şeylere buğzetmeyip, kötülerle birlikte oturur, yer içerlerdi.”

Demekki Allah-u Zülcelal’in buğzetmiş olduğu şeyleri yapanla­rı gördüğümüz zaman onlardan uzak durmamız lazımdır. Eğer biz de onlarla yaptıkları işlerde birlikte olursak, Allah-u Zülcelal’in gazabı bizim üzerimizde gelebilir. Onun için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bir hadis-i şeriflerinde; “Kıyamet gü­nünde insanların yükü en fazla olanı, günaha en çok dalanları­dır.” (İbn-iEbid Dünya) buyurmuştur.

Burada şunu belirtmekte fayda vardır. Günümüzde günahlar çoğalmışür. Ve insanlar sanki denizin içine girmiş gibi, günahların içindedirler. Bu da Allah-u Zülcelal’in emir ve nehiylerini bilme­dikleri ve şeytanın ve nefsin oyunlarına mağlup oldukları içindir.

Bu Mümin kardeşlerimizin içinde bulundukları bu gaflet ve günah denizinden kurtulup, tevbe ederek Allah-u Zülcelal’in yo­luna dönmeleri için onların yanlarına gidip, sohbet ve nasihat et­mek güzel bir davranıştır.

Belki böylelikle o kimseler, bu günahları terkederek tevbe ederler. O zaman bu tevbe sebebiyle, Allah-u Zülcelal hem onları, hem de bizi affedebilir. Nitekim Hasan-i Basri rahmetullahi aleyhi şöy­le demiştir; “Ben bir gün, bir mecliste sohbet ediyordum. Sohbetin sonunda; “Ya Rabbi! İçimizde günahı en çok olanı, gözleri en kuru ve kalbi en katı olanı affet” diye dua ettim. Bir genç ayağa kalktı ve; “Ya şeyh! İçinizde gözleri en kuru, kalbi en katı ve günahı en çok olan benim. Bu duayı bir daha yap” dedi. Ben de bir daha dua ettim. O gece rüyamda bana şöyle ilham olundu: “Ya Haşan! Sen benimle bir kulumun arasım düzelttin. Onun için o genci, o mec­liste bulunanları ve seni affettim.”

İşte, insanların günahlardan uzaklaşıp, Allah-u Zülcelal’e dön­meleri böyle kıymetlidir. Onun için daima günahların üzerinde devam ederlerse onların bulundukları yeri terketmemiz daha iyi­dir. Çünkü bu kimseler, yanlış olduğunu bildikleri halde bu yolda bilerek ve şeytanın hilelerine aldanarak yürümektedirler.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bir hadis-i şe­riflerinde; “Herkim bildiği halde günah olan bir şeyi savunursa, günahlardan uzaklaşıncaya kadar, Allah’ın gazabı üzerine ge­lir. ” (Ebu Davut) buyurmuştur.

Bile, bile günahların Üzerinde bulunan kimseler, kıyamet gü­nünde perişan olacaklardır. Allah-u Zülcelal böyle kimseler hak­kında şöyle buyurmuştur; “Derler ki; ‘Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksulu doyurmuyorduk. Biz de günahların içine da­lanlarla, (günahlara) dalar giderdik.” (Müddesir, 43-45)

Netice olarak, buraya kadar anlattıklarımızdan günah olan iş­lerin cennet yolunun üzerinde bir engel olduğu, günahlardan mu­hafaza olmanın ise, cennet yolunun üzerinde insan için bir rehber olduğu anlaşıldı.

Bunlara bakarak Allah-u Zülcelal’in rızasına giden cennet yo­lunun üzerindeki bu günahların içine girme engelinden kendimizi kurtarıp, günah olan işleri yapan kimseleri bu davranışlarından çevirip tevbe etmeleri için çaba göstermemiz lazımdır.

Bu da ancak daima Allah-u Zülcelal*den, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemden ve Sadat-ı Kiram’dan bahsedip; Allah-u Zülcelal’in emir ve nehiylerini yerine getirerek, taat ve iba­detle, zikirle ve İslâm hizmeti ile meşgul olmakla mümkündür.

KAYNAK: Cennet Yolunun Rehberi /Seyda Muhammed Konyevi

Bunu biliyor muydunuz?

FERCİN AFETLERİ

  Fercin afeti öyle büyüktür ki, insanı hem dünyada hem de ahirette perişan eder. Fercinin ...

Bir Cevap Yazın

Araç çubuğuna atla