Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve şelletn bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Kadın kocasının evinden bir şey tasadduk ederse (sadaka verirse) kendisine bir ecir, bir o kadar da kocası ve bir o kadar da hizmetçi alır ve hiç biri diğerinin sevabından bir şey eksiltmez. Koca bu sevabı o şeyi kazandığı için, kadın da hayırda harcadığı (İnfak) İçin hak etmiştir.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud. Nesai)
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’nin fethindi ardından şöyle buyurmuştur:
Seyda Muhammedi Konyevi)
“Hiçbir kadının, kocasının izni olmaksızın, onun malından bir atıyye vermesi caiz değildir.” (Nesai)
Hadis-i şeriflerde de görüldüğü üzere; cimri bir adam benim malımdan hiç kimseye bir şey vermeyeceksin dese, karısı onun malından hiçbir şey tasadduk edemez. Nitekim kadında kocasına böyle söylemiş olsa, o da onun malından bir şey veremez. Verirlerse haram işlemiş olurlar.
Koca her hangi bir şey söylememiş olsa, karısı onun malından, adeten hediye ve sadaka verilmeyecek kadar çok ve değerli bir şeyi, izin almadan yine veremez.
Koca, karısına: “Benim malımdan, istediğin zaman, istediğin kimseye, istediğin kadar verebilirsin.” gibi genel bir izin vermişse, kadın da bu konu da serbest olmuş olur. Her defasında izin almasına gerek kalmaz.
Koca, karısına bu konuda bir şey söylememişse, kadında kocasının cimri olmadığım biliyorsa, örfen verilmesi normal sayılan hediye veya sadakayı onun malından verebilir. İşte bu durumda sevap her ikisine de gider.
Kocası hiçbir şey söylememiş olsa, ancak verdiğini duyduğu zaman kızacağını bildiği şeyleri ona sormadan veremez. (Fethu’l-Kadir; 9/292)