İnsanın kendisini zinadan ve zinaya götüren sebeplerden koruması, hem dünyası hem de ahireti için en selametli yoldur. Zinadan uzak durmanın yolu, Allah-u Zülcelal’in emir ve nehiylerinin dışına çıkmamaktır. Nitekim bir ayet-i kerimede; Onlardan (kadınlardan) bir şey istediğiniz zaman, perde arkasından isteyin.”(Ahzab; 53) buyurmuştur.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem de bir hadis-i şeriflerinde; “Bana iki çene arası ile iki bacak arasını koruma hususunda garanti verene, bende cenneti garanti ederim.” (Buhari, Tirmizi) buyurmuştur.
İnsanın kendisini zinadan koruması, Allah-u Zülcelal’in yanında çok makbuldür. Nitekim Allah-u Zülcelal böyle kimseleri methederek bir ayet-i kerimede; “Allah’ın halis kulları, zina etmezler,” (Furkan; 68) Diğer bir ayet-i kerimede ise; “Müminler gerçekten saadete erdiler, (Çünkü) onlar ırzlarını korurlar.” (Müminun; 1- 5) buyurmuştur.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem de bir hadis-i şeriflerinde; “Yedi grup insan vardır ki, Allah-u Zülcelal onları kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı o günde, gölgelendirir. Bunlardan bir grupta, güzel ve varlıklı bir kadın tarafından zinaya çağrıldığı halde; “Hayır ben Allah’tan korkarım” diyen kimsedir.” (Buhari)
Rivayet edilmiştir ki; Basra’da kendisinde devamlı misk kokusu gelen bir adam vardı. Kendisine bu kokunun sebebi sorulunca, dedi ki; “Ben genç iken çok güzeldim. Çok da çekingendim. Babama dediler ki; “Onu çarşıda bir işe verirsen açılır, çekingenliği kaybolur.” Babam beni bir manifaturacının yanına verdi. Bir gün dükkana yaşlı bir kadın geldi ve bazı kumaşlar istedi.
Ben de tezgahta bulunduğum için istediği kumaşları indirdim.
Aldığı kumaşların parasını evde vereceğini söyleyerek, kendisi ile beraber evine gitmemi istedi. Beraber evine gittik. Ev büyük bir köşktü. Büyük bir kubbesi vardı.
İçinde, üzerinde süslü yataklar olan bir tahtın bulunduğu bir odaya girdik. Yatağın üzerinde genç bir kız vardı. Beni kendisine doğru çekti. Ben; “Allah görüyor” dedim. Kız; “Önemli değil” dedi. Ben; “İshal olmuşum. Hemen tuvalete gitmem lazım” dedim. Tuvalete girip üstüme başıma pislik sürdüm. Beni o halde görünce ‘bu delidir’ dediler. Böylece bu beladan kurtuldum oradan çıkınca bir suyun yanında iyice temizlendim. O gece rüyamda bir adam gelerek; “Yakup oğlu Yusuf nerede, sen neredesin!” dedi ve elini yüzüme sürdü. İşte, o günden beri onun kokusu üzerimden gitmedi.”
Olabilir ki, insan nefsinin ve şeytanın hilelerine uyarak zinaya düşerse, hemen bu halinde tevbe etmeli ve zina yapan diğer insanları da bu yanlış yoldan çevirmek için gayret sarfetmelidir. Çünkü zinanın yaygınlaşması, Allah-u Zülcelal’in gazabına sebep olur.
Cüheyne kabilesinden zinadan dolayı hamile kalan bir kadın, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem gelerek; “Yâ Resulallah! Hadd cezası gerektiren bir suç işledim. Bu cezayı bana uygula” dedi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem onun babasını çağırarak; “Bu kadına iyi bak, doğum yapıncada onu bana getir” buyurdu. Kadının babası, emredileni yaptı. Nihayet kadın doğum yapınca, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin yanına getirdiler.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem kadının elbiselerini sıkıca bağladı. Sonrada kadına ceza uyguladı. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem kadının cenaze namazını kılmca, Hz. Ömer radıyallahu anhu; “Yâ Resulallah! Zina ettiği halde nasıl olur da onun cenaze namazını kıldın?” diye sordu. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “O öyle bir tevbe etti ki, tevbesi Medine’den yetmiş kişi arasında taksim edilseydi hepsine kâfi gelirdi.” (Müslim)
Bu hadis-i şerife bakarak, insan zinaya düşse de hemen tevbe ederek, Allah-u Zülcelal’in rahmetine sığınmalıdır.
KAYNAK: Cennet Yolunun Rehberi /Seyda Muhammed Konyevi