Kibirlenen ve böbürlenen insan, sanki kabri geride bırakmış ve amelinin mükâfatını almış gibi gençliği ile mağrur olur. Halbuki önünde çok büyük tehlikeler vardır. Bu tehlikelerden kendisini koruyabilmek için kalbini ıslah etmeye yönelmesi lazımdır. Çünkü Allah-u Zülcelal, kullarından bedenlerini değil, kalplerini ıslah etmelerini istemektedir.
Kibrin insan için birçok afetleri vardır. Kibirli kimse, kendisi için sevdiği bir şeyi, başkası için sevmez. Yani kendisinde olmasını istediği birşeyin başkasmda olmasını istemez.
Kibirli kimsede, ancak müttakilerin ahlakı olan tevazu bulunmaz. Kin, haset, çekememezlik gibi hastalıklardan kurtulamaz. Halbuki bu hastalıkların terkedilmesinde, Allah-u Zülcelal’in izzet ve şerefi, vardır.
Kibirli kimse, nasihati kabul etmez. İnsanların gıybetini yapmaktan kendini alamaz. Bu kibrini muhafaza etmek için her kötülüğü yapabilir ve böylelikle iyi hasletleri kaybeder.
Kibir sahipleri, tefekkür etmekten ve ibret almaktan mahrumdurlar. Nasıl, bir ürün sulu ve yumuşak topraklarda yetişir, sert ve susuz topraklarda yetişmezse, hikmette mütevazi kalplerde yetişir, kibirli olan kalpte yetişmez. Başını tavana kadar kaldıran kimsenin başı tavana değer ve yaralanır. Başım eğen kimselere de tavan gölge olur ve onları korur.
KAYNAK: Cennet Yolunun Rehberi Seyda Muhammed Konyevi