Warning: ksort() expects parameter 1 to be array, object given in /home/tasvvfhl34f/public_html/wp-content/plugins/buddypress/bp-core/bp-core-template-loader.php on line 214
ZULMÜN AFETİ – Tasavvuf Ehli
Ana Sayfa / NEFS / ZULMÜN AFETİ

ZULMÜN AFETİ

ZULUM3

Zulüm, kıyamet gününde sahibi için karanlıktır. Allah-u ; Zülcelal zulmün sahibi için ne kadar büyük bir afet olduğunu be­yan ederek şöyle buyurmuştur: “O zulmedenler, hangi cddbete döndürüleceklerini yakmda bileceklerdir.” (Şuam; 227) Başka bir ayet-i kerimede ise; “Zalimlerin ne bir yakmı ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.” (Mümin; 18) buyurmuştur.

Bu ayet-i kerimelerden de açıkça anlaşılmaktadır ki, Allah-u Zülcelal zulmü sevmemektedir. Zulmeden kimselere karşı gazab- lanmaktadır ve kıyamet gününde şiddetli azablar verecektir. Çünkü Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bir hadis-i kutsi de şöyle buyurmuştur;

“Allah-u Zülcelal buyuruyor ki; “Ey kullarım! Ben, zulmü kendime haram kıldığım gibi, sizin aranızdada haram kıldım. Artık birbirinize zulmetmeyin” (Müslim, Tirmizi, îbni Mace) Başka bir hadis-i şeriflerinde ise şöyle buyurmuştur; “Kim bir karış toprağı zulmederek alırsa, o yerin yedi katı boynuna halka olarak ta­kılır.” (Buharı’)

îmam-ı Azam Ebu Hanife rahmetullahi aleyhi şöyle demiştir; “Bir kişi birisine haksızlık yaparken, başka birisi ona sessiz kalır veya yardım ederse, o zulmedenin günahına ortak olmuş olur.”

Rivayet edilmiştir ki; “Bir adam kabre defnedildikten sonra, münker ve nekir melekleri yanına gelerek;

  • Sana yüz kamçı vuracağız, dediler, Adam dedi ki;
  • Ben dünyada şöyleydim… Ve yaptıklarını saymaya başladı. Yaptıklarını saydıkça kendisine vurulacak kamçı adedi onar onar düştü ve sonunda melekler dediler ki;
  • Sana bir kamçı vuracağız. Bir kamçı vurunca kabrin içi ateşle doldu. Adam;
  • Bana niçin vurdunuz? Diye sordu. Melekler dediler ki;
  • Bir kişi haksızlığa uğramıştı. Sen de onun yanından geçiyor­ Senden yardım istedi ama, ona yardım etmedin.

Buna bakarak, zulme uğrayan bir kimsenin hali böyle olunca, zalimin halinin nasıl olacağını Allah bilir.

Cabir radıyallahu anhudan şöyle rivayet edilmiştir; “Habeşis­tan’a hicret edenler, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve- sellemin yanına döndüklerinde, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem onlara; “Habeşistan da gördüğünüz en acayip şey neydi?” Diye sordu. Dediler ki;

“Yâ Resul ali ah! Biz birgün toplu olarak oturuyorduk. Bir ihti­yar kadın, başında su dolu bir testi olduğu halde yanımızdan geç­ti. Giderken bir gençle karşılaştı. Genç, bir elini kadının omuzuna koydu, sonra da onu itti. Kadın dizleri üstüne düştü. Su testisi de kırıldı. Kadın ayağa kalktı ve gence şöyle dedi;

“Ey zalim! Yarın Allah kürsüyü koyup, bütün insanları topladı­ğında ve eller, ayaklar yaptıklarını bir, bir şahit olarak anlattıkları zaman senin ve benim durumum ne olacağını göreceksin.” Bunun üzerine Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyur­du ki; “Kuvvetlilerden, zayıfların hakkı alınmayan bir kavmi Allah nasıl yüceltir!** (Kütüb-ü Sitte, 1217)

Zulümden sakınmak lazımdır. Çünkü zulüm, kıyamet günün­de sahibine karanlık, zahmet ve eziyetten başka birşey kazandır­maz. Eğer yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha zalimlerin olsaydı, kıyamet gününde kendilerine verilecek olan azabın şiddetinden kurtulmak için mutlaka bu mallarının tümünü feda ederlerdi. Ama maalesef o gün, zalimlerin pişmanlıkları ken­dilerine bir fayda vermez ve Allah-u Zülcelal, zulmettikleri kişile­rin hakkını muhakkak onlardan alır.

Öyle ise akıllı kimse, Allah-u Zülcelal’den korkar ve haksızlık yapmak suretiyle hiç kimseye zulmetmez. Ama Allah-u Zülcelal dünyada zulmeden kimselere birşey yapmadığı için, zulüm yapan­lar buna aldanıyorlar. Oysa Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede;

“Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir ccmlı bırakmazdı. Fakat onları tak­dir edilen bir süreye kadar erteler. ** (Nahl; 6i) buyurmuştur.

Onun için zulümden kaçınmamız lazımdır. Çünkü zulmün zararı yine insanın kendisinedir. Nitekim Allah-u Zülcelal başka

bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur; “Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.” (Hud; ıoi)

Dünyada insanlara zulmedenler, kıyamet günü gelip çattığı zaman; “O gün, zalimlere özür dilemeleri hiçbir fayda sağlamaz.” (Mümin; 52) ve; “O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık on­lardan azap hafifletilmez; Onlara mühlet de verilmez.” (Nahif;85)

Bunlara bakarak, insanlara zulmetmekten kaçınmak, eğer zu­lüm yapmışsak, o zulmettiğimiz kişilerden helallik almak ve zu­lüm edilen kimselere de yardım etmek, Mümin olan herkesin gö­revidir. Çünkü Mümin, şefkat ve merhametlidir. Zalimden uzak durur, kimseye zulmetmez ve zulmedilen kimseye de yardım eder. Allah-u Zülcelal zaİim kimselerden uzak durulması hususunda i şöyle buyurmuştur:

“Zulmedenlere meyletmeyin. Aksi hcdde, size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarmız yoktur. Sonra yardım da gö­remezsiniz. ” (Hud; 1 İŞ) ”

Rivayet edilmiştir ki; “Zalimliği ile bilime®, bir kişi, âlim bir zatı ziyarete gitti. Âlim olan zat, o zalim kendisine yaklaştığı zaman,“; onu görmemek için yüzünü kapadı. Zalim yanma gelince,’ ö âlimin oğlu, zalim kişiden özür diledi ve dedi ki; “Babam çok hastadır. Onun için yüzünü kapadı.” Bunu duyan alim dedi İd; “Hayır! Ben hasta değilim. Senin yüzünü görmemek için kendi yüzümü kapat­tım.” Bunun üzerine o zalim kişi, zulmü terk etti ve tevbe etti.

Zulme uğramış kimselere yardım etmekten de çekinmeme­miz lazımdır. Çünkü mazlumun en büyük yardımcısı Allah-u Zülcelal’dir. Yardımcısı Allah olana, yardım etmemek çok yanlış­tır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bir hadis-i şe­riflerinde şöyle buyurmuştur;

“Mazlumun bedduasmdan korkun. Onun bedduası bir kı­vılcım gibi göğe yükselir. Bir kimse, bir Mümine eziyet ederse, Bana eziyet etmiş olur. Bana eziyet eden de Allcdı’a eziyet et­miş olur. Allah’a eziyet eden de cehennemde yerini hazırlasmî” (Hakim)

Bilal-i Habeşi radıyallahu anhu şöyle rivayet etmiştir; “Bir gün, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ile beraber,

Hz. Ebu Bekir radıyallahu anhunun evindeydik. Bu sırada kapı H çalındı. Kapıyı açınca bir Nasrani (Hristiyan) ile karşılaştım. Dedi ki; ‘‘Muhammed sallallahu aleyhi vesellem burada mı?” Nasrani’yi r içeri aldım. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi veselleme dedi ki;

  • Ya Muhammedi sallallahu aleyhi vesellem gerçekten sen Allah’ın Resulü isen, bana zulmeden birisine karşı bana yardım et. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem;
  • Sana kim zulmetti, diye sordu. Nasrani;
  • Ebu Cehil, dedi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve­sellem hemen ayağa kalktı. Tam da sıcağın bastırdığı bir Biz;
  • Yâ Resulallah! O, şu anda kuşluk uykusundadır. Kendisini uykudan uyandırmana öfkelenip sana eziyet edebilir, dedik. Bizim

; sözümüzü sanki duymamış gibi doğruca Ebu Cehil’in evine ge­lip, kızgın bir şekilde kapısını çaldı. Ebu Cehil öfkeyle kapıyı açtı.

Ş Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemi görünce;

– İçeri buyur. Sen niçin geldin? Birisini gönderip haber ver- | şeydin, ben gelirdim, dedi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi H vesellem buyurdu ki;

  • Bu Nasrani’nin malını almışsın. Onun malmı hemen ver! Ebu ;; Cehil dedi ki;
  • Bunun için mi buraya kadar yoruldun? Bana birini gönder- seydin, onun malını geri verirdim. Peygamber Efendimiz sallalla­hu aleyhi vesellem yine;
  • Onun malını geri ver! Buyurdu. Ebu Cehil kölesine;

Onun bütün malını çıkar, kendisine geri ver, dedi. Nasrani malını alınca Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem;

– “Ey adam, malının tamamını aldın mı? diye sordu. Nasrani;

  • Bir selem hariç hepsini aldım, dedi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, Ebu Cehil’e;
  • Onu da ver! dedi. Ebu Cehil aradı, ama bulamayınca, ondan daha iyisini verdi. Bütün bunları aldıktan sonra, Ebu Cehil’in ka­rısı dedi ki;


  • Ebu Talib’in yetiminin karşısında eğildikçe eğildin, kendini aşağı düşürdün! Bunun üzerine Ebu Cehil dedi ki;
  • Eğer benim gördüğümü sen de görmüş olsaydm, böyle ko­nuşmazdın. Onun omuzlarında iki arslan duruyordu. Ne zaman; ‘Onun malını vermem’ demeye niyetlendiysem, arslanlar beni par­çalamak için saldırmak istiyorlardı. Bunun için onun isteğini ye­rine getirdim.

Hz. Bilal radıyallahu anhu diyor ki; “Nasrani, Ebu Cehil’in bu halini görünce; “Ya Muhammedi sallallahu aleyhi vesellem Sen Allah’ın resulüsün, dinin de haktır” dedi ve müslüman oldu.

Peygamber sallallahu aleyhi veselİemin bu davranışı, bizim için çok güzel bir rehberdir. Biz de bir mazlum gördüğümüz za­man, ona yardım etmekten kaçınmamamız lazımdır. Böyle kimselere yardım edeni, Allah-u Zülcelal de sever, diğer insanlar da.

KAYNAK: Cennet Yolunun Rehberi /Seyda Muhammed Konyevi

Bunu biliyor muydunuz?

GIYBETİ TEDAVİ ETME YOLLARI

Gıybet insanın hem dünyası hem de ahireti için çok tehlikeli bir hastalıktır. Bu hastalığın kökünü ...

Bir Cevap Yazın

Araç çubuğuna atla